Murphy Kanunları Doğru mu? Bilimsel Açıdan İnceliyoruz
Murphy Kanunları, hemen herkesin hayatında en az bir kez başvurduğu o meşhur pesimist formüller bütünü. “Bir şey ters gidebiliyorsa, ters gidecektir.” Cüzdanınızı unuttuğunuz gün markette indirime giren ürünler, yağmur yağma ihtimalinin en yüksek olduğu gün arabayı yıkatmanız, tostun her zaman reçelli tarafının yere gelmesi… Tüm bunlar Murphy’nin gizemli evreninde birer kanıt gibi görünür. Peki, gerçekten bilimsel bir geçerliliği var mı? Gelin, bu popüler inancı bilim merceğiyle inceleyelim.
Murphy kimdir ve gerçekten böyle bir kanun mu yazdı?
Birinci yanlış kanıdan başlayalım: Murphy Kanunları, resmi bir bilimsel kanun değildir. Edward A. Murphy Jr., 1949’da ABD Hava Kuvvetleri için çalışan bir mühendisti. Çalıştığı projede insan vücuduna yapılan G-kuvveti testlerinde bir teknisyenin sensörleri yanlış kablolaması üzerine sinirlenip şu yorumu yaptığı rivayet edilir:
“Bir işi yanlış yapmanın bir yolu varsa, o adam o yolu bulacaktır.”
Bu söz zamanla halk arasında evrildi, karamsar bir mizah türüne dönüştü ve “kanun” statüsü kazandı.
Yani Murphy Kanunları, fizik yasaları gibi bilimsel araştırma temelli değil; daha çok bir gözlem, biraz mizah ve bolca insan psikolojisi içerir.
Bilinen Murphy Kanunları
- Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.
- Bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.
- Bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.
- Bir şeyin olma olasılığı, isteme olasılığı ile ters orantılıdır.
- Er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.
- Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.
- “Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekir.”
- Ne kadar beklersen bekle istenmediği zaman gelecektir.
- Çözülen her problem yeni problemler yaratır.
- Her şey yolunda gidiyorsa, kesin bir terslik vardır.
- Bir şeyle fazla oynarsanız, onu bozarsınız.
- Bütün bir dönem kusursuz çalışan hesap makinesinin, matematik sınavında pili biter. (açıklama: her ihtimale karşın, beraberinizde pil taşırsanız, o da bayat çıkar)
- Hiçbir şey göründüğü kadar kolay değildir.
- Piyangoda para kazandığınız gün, ölümünüze fazla kalmamıştır.
- Bir şeyi anlayamıyorsanız, içgüdüsel olarak doğrudur.
- Bir kişiye “Masa boyalı, sakın değme!” derseniz, size inanmadan önce mutlaka masaya dokunacaktır.
- Eğer kendinizi iyi hissediyorsanız, üzülmeyin geçer.
- Aradığınız bir şeyi en başından değil en sonundan aramaya başlayın.
- Anlattığın bir şeyin dinlenme ihtimali, anlatma isteğinle ters orantılıdır.
Murphy Kanunları neden gerçekmiş gibi hissettiriyor?
Murphy’nin popülerliği, aslında üç temel psikolojik mekanizmaya dayanıyor:
-Seçici algı: İnsan beyni negatif olaylara pozitiflerden daha fazla önem verir. Bu, evrimsel geçmişimizin bir sonucudur. Tehlikeyi fark etmek hayatta kalmayı kolaylaştırıyordu. Bu nedenle kötü senaryolar aklımızda daha fazla yer eder.
-Onaylama yanılgısı: Murphy kanunlarını hatırladığımız anlar, genellikle ters giden anlardır. Oysa planladığınız 19 şey yolunda giderken, 20’ncisi ters gittiğinde Murphy’yi hatırlarsınız. O 19 olumlu örneği unutur, tek bir olumsuzluğu merkez alırsınız.
-Örüntü arama: İnsan zihni rastlantısallığa tahammülsüzdür ve olaylar arasında ilişki kurmayı sever. Tüm şanssızlıklarınızın tek bir kanuna bağlı olduğunu düşünmek psikolojik olarak rahatlatıcıdır.
Dolayısıyla Murphy Kanunları bize gerçek geliyor çünkü beynimiz böyle çalışıyor.

Murphy haklı mı?
Bilimsel açıdan hayır. Evren Murphy’nin pesimist hükmüne göre işlemiyor. Fizik kanunları olasılık ve nedensellik çerçevesinde çalışıyor. Ancak psikolojik açıdan, Murphy Kanunları oldukça düşündürücü. Negatif olayları abartma eğilimimizi bize hatırlatıyor, risk düşüncesi kazandırıyor ve belki de kendimize biraz gülmemizi sağlıyor.



Yorum gönder